İLKNUR YOLCU
Kendi kendini meydana getirmiş insan aslında yoktur. Her birimiz; ailemizin, öğretmenlerimizin, patronumuzun, arkadaş çevremizin bize kattıklarından müteşekkiliz. O yüzden “tek başıma başardım” demek, bugüne kadar bize az yada çok emek ve zaman harcamış bir sürü insana vefasızlık olur.
Network oluşturmanın ve ihtiyacınız olduğunda başvurabilmemizin en temel prensibi; “gerekmeden önce o network’ü saygı, sevgi ve güven ortamında kurmuş” olmaktır. Çevremize ihtiyaç duymadan evvel, o çevre ve arkadaş grubumuz için gereken emeği vermiş olmamız gerekir.
Network oluşturmanın diğer bir prensibi ise; network konusunda uzman kişilerce; “cömertlik” olarak belirtiliyor. İnsanlarla tanıştığımızda yahut ilişkimizi sürdürdüğümüzde, “Sana ne katkı sağlayabilirim acaba?” yaklaşımında olmamız gerekir. Fakat yapılan en genel hata ise; “Senden veya çevrenden nasıl istifade edebilirim acaba?” diyen gözlerle karşı tarafa işaretler göndermektir. Karşımızdaki kişinin bize samimiyetle yaklaşabilmesi, güven duyabilmesi açısından öncelikle “cömert” ve “verici olmak” işin püf noktalarından biridir.
Bir çevreye girdiğimizde, o çevreye gerçekten girmek istiyorsak, dürüst, samimi ve açık olmalıyız. General Motor’sun CEO’su Jack Welch, “samimiyetin, netliğin ve şeffaflığın iş çevresindeki ilişkilerde, iletişimde güven inşa ederek, hız kazandırdığını” belirtmektedir. Yine Welch; Çevre edinmeyi; karşı cinsle tanışılan ilişkilerle karıştırarak, tanışma sürecinde, gizemli ve ketum davranmanın ters etki oluşturup şüphe uyandıracağını, süreci yavaşlatacağını belirtmektedir.
Çevremiz; bizi samimiyetle seven insanlardan oluşmalıdır. Sadece çıkarımız var diye; bizden hoşlanmayan, bizi görünce suratı ekşiyen bir insanı birkaç iletişim denemesinden sonra eğer kazanamadıysak, bırakmalıyız. Bizi sevmeyen, güven duymayan insanlara karşı defalarca emek harcayarak zaman kaybetmemeliyiz. Bizden hoşlanmayan insanı, kalbinde bir sıcaklık oluşturamadığınız birini bir süre sonra kaybedeceğimiz ortadadır. Bundan 5- 10 yıl sonra hala görüşmek istediğimiz insanlar kimler ise çevremizi de o kişilerle oluşturmalıyız.
Sevdiğimiz insanlarla dolu bir hayatımız olmalı, insanların birçoğu sevdiği mesleğe sahip olsa dahi sevmediği bir ortamda çalıştığı için mutsuzdur.
İnsanların bizi kabullenmeleri için olduğumuzdan farklı görünmenin bir yararı yoktur. Kendimizi kasıp, olduğumuzdan daha fazla görünmenin uzun vadede ne bize ne çevremize faydası olmaz. Bunun yerine samimi ve içten davranarak o insani sıcaklığı oluşturabiliriz. Haddi zatında samimi olmayan davranış ve sözler sebebi ispatlanamasa da karşı tarafça hissedilir.
Herkesin ama herkesin; kendisini samimiyetle seven küçük yada büyük bir çevre oluşturması elzemdir. Geçenlerde başına ani bir şekilde felaket gelen bir yazar; “o esnada ilk olarak kimi arayacağını bilemediğini, şaşkınlıkla dakikalarca karar vermesi gereken isimleri düşündüğünü” yazısında ifade etmişti.
Eğer çevremize yeterince emek vermeyi gerekli görmüyor ve önemsemiyorsak; “işsiz güçsüz, tek başına kaldığımızı, eski kartvizitleri umutsuzca karıştırdığımızı” gözümüzün önüne getirmeliyiz, bu şartlarda çok uzak bir ihtimal sayılmaz aslında.
Network’ün faydaları
Elbette başarının tek koşulu ilişkiler ağı kurmak değildir. Sadece güçlü ilişkiler kurarak en güzel işleri hak edeceğimizi de sanmamalıyız. İnsanlar yine;” kendilerine, şirketlerine katkıda bulunabilecek insanlara yatırım yaparlar”. Bu yüzden bilgi birikimimizi ve uzmanlığımızı geliştirmeyi de ihmal etmemeliyiz. Ama eğer kariyerimizi ve hayatımızı ailemizin, arkadaşlarımızın, tanıdıklarımızın yardımıyla kurarsak çok değerli artıların da sahibi oluruz.
Network oluşturmanın onlarca faydasını sayabiliriz, bunlardan bazılarını hatırlamakta fayda var:
1-Canımız hiç sıkılmaz. Bazen çok zamanımızı alabilir. Çok şey yapmamız gerekebilir. Fakat sürekli olarak dünya ile işimizle ilgili yeni şeyler öğreniriz ve bu harika bir duygudur.
2-İlişkileri güçlü bir personel, çalıştığı şirkete de çok faydalıdır. Çünkü bizim büyümemiz, ailemiz ve arkadaşlarımız, işyerimiz için de değerli bir şeydir.
3-Bir şirkete ömür boyu sadakatle çalışmak bizden önceki neslin kaderiydi. Fakat artık sadakat kavramı değerini korumakla beraber bu kavram kendi çevremiz için inşa edilir oldu. Çünkü profesyoneller artık kendi kariyerlerini yönetiyorlar. Kendi kariyerlerini yönetirken kendi network’unu de inşa etmesi gerekiyor.
4-Bir işe, paraya, akla, yardıma, umuda, bir ürün veya hizmet satmaya ihtiyaç duyduğumuzda aklımıza ilk gelen kişiler akraba, dost ve arkadaş çevremizdir. Bu nedenle bu çevremizi sevgi, ilgi, alaka göstererek, zaman ve emek harcayarak beslemeyi ihmal etmemeliyiz. Eski bir atasözünün de dediği gibi : “Dostunuzu ziyaret etmeyi(arayıp sormayı vs) unutmayınız, çünkü ziyaret edilmeyen yollar diken ve çalılarla kapanır.”
Sevgi ve samimiyet bağlarıyla örülmüş network’unuzu oluşturmanız dileğiyle….
Sn İlknur Yolcu Gelişim Platformu Endüstri Topluğu üyesidir.
Üyemizin diğer yazıları için tıklayınız