Yayınlar RSS | Email | Toplam : 4951 Üye

www.gelisimplatformu.org 

Türkiye ve Dünya Ekonomisi

Makale : G-20 Ülkeleri Arasında En Hızlı İstihdam Yaratan Ülke

Puan Verin

G-20 Ülkeleri Arasında En Hızlı İstihdam Yaratan Ülke


Küresel düzeyde 2011’e damgasını vuran olay hiç tereddütsüz euro bölgesini saran kamu borcu krizidir. 2011 yılını diğer yıllardan ayıran özellik soruna kalıcı bir çözümün hâlâ bulunamayıp krizin daha da derinleşip yaygınlaşmasıydı. Daha geçtiğimiz hafta aralarında avrupanın önemli ekonomilerininde bulunduğu Fransa, İtalya, İspanya ve Avusturya gibi dokuz ülkenin notlarının düşürülmesi Avrupa için 2012 yılına kötü bir başlangıç olmuştur. Euro bölgesindeki bu borç krizi krizi, yalnızca Euro Bölgesi'nin diğer ekonomilerini tehdit etmektedir.

 Avrupa ekonomisindeki bu tatsız tabloya karşın Türkiye 2011 yılını ekonomi anlamında tahmin edilenlerin dışında farklı sonuçlarla bitirdiği bir yılı geride bırakmıştır. Küresel krizden hızlı çıkan ülkelerden biri Türkiye oldu. 2009 yılında yüzde 4.8 küçülen Türkiye ekonomisi 2010 yılında yüzde 9 büyüdü. Bu yılın ilk dokuz ayındaki ortalama büyümenin yüzde 9.5 olduğu düşünüldüğünde ve en son açıklanan sanayi kapasite kullanım oranları dikkate alındığında yılın tümünde yüzde 8 civarında bir büyüme beklentisi içinde olmanın gerçekçi olduğunu düşünüyorum.

Bununla beraber Arap dünyasında yaşanan gelişmeler ilk başta ihracat rakamlarımızı olumsuz etkileyeceği konuşulurken Türkiye ekonomisi 2011 yılını 134,5 milyar dolar gibi bir tutarla bitirmiş olması son derece sevindiricidir. 2011 başında İşsizlik oranının ancak yüzde 11’in altına inebileceği konuşulduğu bir ortamda beklenenin ötesinde bir istihdam artışı ile işsizlik oranını yüzde 10’un altına indirdi. Türkiye son bir yılda 1 milyon 776 bin kişiye yeni iş sağlayarak G-20 ülkeleri arasında en hızlı istihdam yaratan ülke oldu.

Yine 2011 tahminlerine döndüğümüzde seçim yılının olması nedeniyle bütçenin gevşek tutulacağına ilişkin beklentilerin gerçekleşmediğini bütçe açığının milli gelire oranının %2nin altında gerçekleştiğini görüyoruz. Bununla beraber 50 milyar dolar civarında öngörülen cari açığın 2011 Ekim verilerine göre 79 milyar dolar civarına geldiğini yani milli gelire oranının %10 düzeyine ulaştığıve enflasyonun tekrar iki haneli seviyelere çıktığı bir yıl yaşadık.Tüm 2011 yılı ekonomisi tablosu şu durumu ortaya koyuyor; dış açığın yüksek, bütçe açığı ve işsizliğin düşük çıkması hızlı büyümeyi, enflasyon ise TL’nin değer kaybını yansıtıyor.

Dolayısıyla 2012 yılında büyüme ve finansal istikrarın sürdürülebilmesi için enflasyonun kontrol altında tutulması ve cari açığa daha çok dikkat edilmesi gerekliliğinin altını çizmek isterim.

Son yıllarda ülkeler kur savaşlarına karşı silahlanmak ve ekonomilerinde kayganlığı önlemek için döviz rezervi biriktirme yarışına girmişlerdir. Merkez Bankamız da 2011 yaz aylarında 94 milyar dolar rezervine ulaşarak bu alandaki rekabet gücünü oldukça artırmıştır. Son haftalarda hızla yükselen doları kontrol alabilmek için açtığı günlük döviz ihaleleriyle piyasa dolar enjekte etmekte, 2008 Eylül krizinden önce rezervlerini artırarak almış olduğu tedbirin avantajını kullanarak dolarla mücadelede 2001 krizinde gösteremediği sağlamlığı göstermektedir.

Türkiye ekonomisi 2011 yılında parmak ısırtacak derecede hızla büyürken, ileriye dönük riskler hem artmış hemde çeşitlenmiş durumdadır. Avrupa'daki borç krizinin hemen geçmeyeceği, hatta daha da derinleşebileceği göz önüne alınırsa, Türkiye ekonomisi için 2012 yılı derinleşen ve çeşitlenen risklerin gölgesinde geçecek gibi görünüyor. Yeni yılda yalnızca yüksek cari işlemler açığı ile değil, aynı zamanda yüksek enflasyon, eriyen döviz rezervleri ve ekonomik büyümenin düşmesi gibi konulara daha çok ağırlık verilmesi gerektiğini tekrar hatırlatmak isterim.

2012 yılında Avrupa'nın ekonomik sorunlarını daha çok konuşacağa benziyoruz. Bu haliyle dahi, 2012 yılına yönelik olarak Euro Bölgesi ekonomilerinin en fazla yüzde 0.5 büyüyeceği tahminleri yapılıyor. Büyüme tahminleri her gün aşağı yönde güncelleştiriliyor. Dolayısıyla, Euro Bölgesi ekonomilerinin gelecek yıl küçülmesi daha büyük bir olasılık. Soru, küçülmenin ne kadar olacağıdır. Son 4 yılda ihracatımız içindeki payı 10 puan gerilemiş olmasına rağmen AB Türkiye’nin hâlâ en önemli ihracat pazarıdır. Üstelik Türkiye’de ihracattan daha fazla destek alan bir büyümenin hedeflendiği bir ortamda euro bölgesindeki gelişmeler bizleri yakından ilgilendirmektedir. Bununla beraber bu durum bizleri başka pazarlara yönlendirme içinde itici bir kuvvet oluşturmaktadır. Dolayısıyla 2012 dengeli (sürdürülebilir) büyümeye geçiş yılıdır. Dolayısı ile 2012’de iç talep artışında yavaşlama kaçınılmazdır. Özellikle özel tüketim ve yatırım harcamalarında hissedilir azalmalar olabilir

İç talebin yavaşlaması cari açığa olumlu etki yapacaktır. Avrupadaki koşulların ihracat artışını sınırlayacağı açıktır. Ne var ki, ihracat tek başına büyümenin ilacı değil. Ekonominin en önemli iki motoru iç talep ve iç talebe yönelik yatırım harcamaları. İç talep zayıflarken yatırım harcamaları da azalırsa Türkiye orta vadede hedeflediği %4-5büyüme seviyesinin oldukça altına inme riski ile karşı karşıya kalabilir.

Sonuç olarakTürkiye ekonomisinin 2012 yılındaki en büyük sorunu cari işlemler açığı, düşük büyüme ve enflasyon olacak gibi görünüyor Yeni yıla çift haneli enflasyonla giriyoruz. Avrupa'nın sorunlarının derinleşmesi döviz kurları yoluyla enflasyon üzerine baskı yapmaya devam edebilir. Bizler yeni pazar arayışlarımız,  katma değeri yüksek ürünler üretmeye yönelik çalışmalarımız, daha verimli üretime ilişkin gayretlerimizle bu yıla bunca olumsuz beklentilere rağmen umutla giriyoruz tıpkı 2011 yılının tahminlerin ötesinde başarıyla bitmesi gibi aynı başarıyı gösteren 2012 yılı olması dileğiyle.







 

0
Yorum
Siz de düşüncelerinizi yazınız
Yorum yazmak için üye olmanız gerekmektedir.
 

    

Üye Olmak İstiyorum