Yağmurlu bir cumartesi akşamından sonra serin pazar sabahı, Gelişim Platformunda hafif bir kahvaltı yaptıktan sonra yola koyulduk.
Yaklaşık 25 dakika sonra İstanbul'un gizli kalmış bir cennetindeydik.İlk bakışta sanki ünlü bir ressamın tablosunda gezintiye çıkmış gibiydik.Gezimize göldeki ördekleri ve devasa balıkları besleyerek başladık.
İnanılmaz huzur verici ve rahatlatıcı bir atmosfere sahip olan göletin çevresinde dolaşırken objektiflere poz vermeyi ihmal etmedik.
Arboretumdan sonra zil çalan karınlarımızı doyurmak için el birliğiyle mangal başına koştuk.Bir yandan pişen köfteleri yerken bir yandanda ayranları yudumlamaya başladık.
Gezinin sonuna doğru oldukça çekişmeli geçen bir voleybol karşılaşması yaptık.Öyle ki maçın heyecanı dönüş yolu boyunca etkisini sürdürdü.Gelişim Platformuna döndüğümüzde sıcak çay ve kurabiyeler bizi bekliyordu.Çaylarımızı yudumlarken çok heyecanlı geçen karşılaşmamızın kritiğini yapmaya devam ediyorduk.