Üye Girişi Üye Ol



Gelişim Platformu Makaleler

Mehmet Emin Kozankurt



Olası Bir Depremde Kimin Evi Yıkılır?

Günümüz teknolojisiyle her yerde ve neredeyse istenen her yükseklikte yapılar inşa edilebiliyorsa, bizim, zemin kötü, deprem bölgesi, yüksek bina, malzeme vs gibi mazeretlerin arkasına saklanmamız kabul edilemez. Artık deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmeli, buna uygun standartlar geliştirmeliyiz. Güvenli yapılar içinde yaşamımızı sürdürmek en doğal hakkımız…

Yeni bir ev inşa edecek, kiralayacak ya da satın alacak dostlarımız bize soruyorlar: “Hangi yapılar daha sağlam: Çelik yapılar mı, betonarme yapılar mı, yoksa ahşap yapılar mı?” “Bizim binanın temeli radye jeneral temelmiş bu ne anlama geliyor? Bir binanın sağlamlığı bu karizmatik isimle doğru orantılı mıdır?” “Kiraladığımız evin kirasının neden uygun olduğunu araştırdığımda nedeninin, yapının fay hattına çok yakın olması olduğunu öğrendim.

Kira farkından elimizde kalanla kefenlerimizi diktirip bir kenara koyalım mı?” “Almayı düşündüğüm evin içinde bulunduğu site ünlü bir inşaat profesörünün adını taşıyor. Depremde bir sorun yaşanmaz herhalde!” “Bizim sitenin zemin etüdünü Prof. Dr. XYZ yapmış, öyleyse kesin

sağlam bir sitedir dedim ve evi aldım ama şimdi içimde bir sürü tereddüt var !!” Böyle trajikomik sorulara bizim de benzer cevaplarımız olmuyor değil; ancak meselenin ciddiyetini de göz önünde bulundurarak bu konuyu genel hatlarıyla teknik konulara fazla girmeden anlatmaya çalışacağım.

 İnsanoğlunun belki de en tecrübeli olduğu konu yapı inşa etmektir. Atalarımız ateşi yakmadan, tekerleği icat etmeden çok önce içinde yaşayabileceği evler yapmıştır. Her ne kadar ilk insanların mağaralarda yaşadığı söylense de mağara yaşamı çok uzun sürmemiş çok çeşitli malzemelerden evler inşa etmeyi başarmışlardır. Zamanla içinde bulunulan iklim ve coğrafya şartlarına göre inşa edilen yapılar gittikçe gelişmiş, karmaşıklaşmış, kullanılan malzemeler çeşitlenmiş bunun sonucunda da oldukça geniş bir bilgi birikimi kazanılmıştır. Öyle ki bugün dünyanın en yüksek 2. gökdeleni kabul edilen Taipei 101, zeminin taşıma gücü çok zayıf, dünyanın en aktif fay hatlarından birine sadece 200 mt uzakta ve dünyanın en şiddetli rüzgâr fırtınalarının olduğu bir bölgede inşa edilmesine rağmen güvenli bir şekilde ayakta durmaktadır.

 Peki, bizim ülkemizde 2-3 katlı yapılar bile nasıl oluyor da depremde yerle bir olabiliyor?

Bunun sebeplerini sıralamadan önce çok önemli bir gerçeği hatırlatmak isterim. Ülkemizin belki de en ciddi ama sürekli kulak arkası ettiğimiz gerçeği “deprem” gerçeğidir. Deprem Bölgeleri Haritası’na göre, yurdumuzun %92’sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95’inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98’i ve barajlarımızın %93’ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir. Bir binanın sağlamlığı için gerekli kriterler nelerdir? Binaların güvenli bir şekilde ayakta durmasını sağlayan birçok etken vardır. En öncelikli olanlarını sıralayalım.


 

• Zemin

Öncelikle içinde yaşadığımız ve çalıştığımız yapıların tamamı bir zemin üzerine oturur. İyi ya da kötü zemin yoktur aslında. En basit tanımlamayla taşıma gücü düşük ya da yüksek zeminler vardır. Günümüz teknolojisiyle istenilen her türlü zeminde gerekli işlemler yapılarak ve zemine uygun bir temel proje ve uygulamasıyla istenilen her türlü bina yapılabilir. Bu noktada iyi bir zemin etüdü mutlaka şarttır. Maalesef ülkemizde zemin etütlerine hala gerekli önem verilmemekte hatta birçok binanın bir zemin etüt raporu bile bulunmamaktadır

• Proje

Projeden kasıt mimari proje değildir. Mimari projelerde özetle binanın şekli, mekân verimliliği, ergonomisi, estetiği tasarlanır. Bir yapının taşıyıcı sistemi ise statik projesinde tasarlanır, tüm hesapları yapılır ve gerekli detaylar çizilir. O nedenle bir evin sağlamlığından bahsedilirken “mimarı şöyle ünlü bir mimarmış” gibi ifadeler aslında hiç bir şey ifade etmez. Asıl önemli olan, “statik” projesini yapan mühendisin kim olduğudur.

• Uygulama

Zemini iyi etüt edilmiş ve projesi gerekli yönetmelik ve kurallara göre tasarlanmış bir yapının uygulamasının da itina ile yapılması gerekir. Maalesef ülkemizde birçok yapı uygulamasında hala işinin uzmanı mühendisler çalıştırılmazken bir projeyi okuma ehliyetinden yoksun kimseler birçok yapının inşası sorumluluğunu üstlenmekte ve ortaya ucube yapılar çıkmaktadır. Yapının uygulamasını yapan yüklenicinin tecrübesi ve daha önceden inşa ettiği referans yapılar uygulama kalitesi için önemli doneler niteliğindedir

• Denetleme

Ülkemizde mevcut kanun ve yönetmeliklere göre bir yapının zemin etüdünden projesine, malzemesinden uygulama şartlarına kadar her şey özel ve tüzel kurumlar tarafından denetlenmek zorundadır. Özellikle 17 Ağustos depreminden sonra bu denetimlerin eskiye nazaran daha ciddi bir oranda arttığını söyleyebiliriz. Ancak yine de bir yapının sağlamlığı ile ilgili denetleyici firmanın ciddiyeti ve referans bilgilerini kontrol etmek gerekir.
 

• 17 Ağustos Depremi

Ülkemiz için 17 Ağustos depremi bir milat olmuştur. Bu depremin hemen sonrasında deprem yönetmeliği çıkarılmış, denetimler daha etkili bir şekilde yapılmaya başlanmıştır. Bundan dolayı 17 Ağustos depreminden sonra inşa edilen yapılar öncekilere göre daha özenli dikkatli inşa edilmiştir denebilir. Yukarıda özetle vermeye çalıştığım başlıklara belki eklemeler yapılabilir ancak en azından bunları dikkate alınması yapının sağlamlığını önemli ölçüde garantileyecektir. Günümüz teknolojisiyle her yerde ve neredeyse istenen her yükseklikte yapılar inşa edilebiliyorsa, bizim, zemin kötü, deprem bölgesi, yüksek bina, malzeme vs gibi mazeretlerin arkasına saklanmamız kabul edilemez. Artık deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmeli, buna uygun standartlar geliştirmeliyiz. Güvenli yapılar içinde yaşamımızı sürdürmek en doğal hakkımız…Bir ev satın alır ya da kiralarken oda sayısına, mutfağına ya da banyosuna bakmanın yanı sıra zemin etüt raporu, statik projesi ve denetleyici firma bilgilerinin kontrol edilmesini önemle tavsiye ediyorum. Deprem Bölgeleri Haritası’na göre, yurdumuzun %92’sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95’inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98’i ve barajlarımızın %93’ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir.



 






Puan: 3.00/3 Oy
Yapılan yorumlar ( 3 )
Yasemin Bennur    27.08.2010 10:39:05

Mehmet bey bizim ev yıkılırmı ?

idris içlek    10.08.2010 15:56:49

yazı tek kelime ile mükemmel konu gerçekten gündemden düşsede her zaman önem arzeden göz önünde tutulması gereken bir konu hepimiz nasıl olsa bir şekilde ya kiracı yada ev sahibiyiz ve bu deprem kuşağındayız. mehmet beyden yazılarının devamın bekliyoruz.

Batuhan Atılgan    10.08.2010 15:37:33

Yazı çok güzel ellerine sağlık Mehmet bey.yazının sonundaki analizleri okuyunca insanı korkutan bir canavar ortaya çıkıyor düşünsenize